İnsan ve Kibir

O koca insan, kefene sığdığında küçücük kaldı!

0 yorumlar
insan-ve-kibir

Sultan Daş yazdı…

Kibirle ilgili uyarı

“Bir kimse kibirlenirse sonunda zâlim ve cebbarlar grubuna kaydedilir. Böylece onlara verilen ceza buna da verilir” (Tirmizî, Birr, 61/2000).

Dev gibi adamdı derlerdi. Kapılardan sığmazdı. Bağırıp çağırdığında yer-gök titrer gibi gelirdi. Kızdı mı öfkesi dinmez, söylediği laflar çekilmezdi, af nedir bilmezdi. Güldüğünü kimse görmemişti. Heybetliydi. İki metreyi az geçen kin boyu vardı…

O koca insan, kefene sığdığında küçücük kaldı! İnsanoğlu yaptığını ettiğini kendince kâr sayar. Hesaba çekileceğini, hesap vereceğini bilmezden gelir.

Kibir ve insanın yanılgısı

Ben kimseye hesap vermem diye atıp-tutanlarımız, mangalda kül bırakmayanlarımız, ardımda şunlar-şunlar var diyenlerimiz, bu saatten sonra bana hiç bir şey olmaz diyenlerimiz az değildir. Gün ola devran döner. Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner. İnsanları üzen, inciten, kıran, ağlatan, sızlatan, hayatını cehenneme çevirenlerin ne bu dünyada, ne de öteki dünyada yatacak-kalkacak yerleri yoktur!

Birini ne kadar üzüyorsanız, o üzüldüğü derecede karşılığını o veya bu şekilde görürsünüz.

Hem de ne olduğunuzu anlamadan! En yakınlarınızdan, hiç ummadıklarınızdan, bana ondan zarar gelmez dediklerinizden gelir her ne gelecekse. Bu şoklar karşısında, ne yapacağınızı şaşırırlar, ben ne yaptım da böyle bir karşılık gördüm diyebilenlerin sayısı sanılanın aksine bir hayli azdır. Yine de, insanları üzmeyi kendini egosunu tatmin aracı olarak görenlerin ders alacaklarını beklemek nafile bir iyi niyetten öteye gidemez. Ben bu duruma düşmemem lazım! Bütün her şey gelip beni buluyor! Neden ben?

Ölürüm de geri adım atmam! Herkes bilsin ki gururumdan zerre kadar taviz vermem!

Kibirli insanın durumu

Ben bir şeyi bir kere söylerim! Diyenlerin alacakları bir ders yoktur! Kendini Kaf dağında görenler, ayakları yere değmeyenler, insanları karıncalar gibi, küçük ve hakir görenler, insanlara üstünlük taslamanın kendileri için bir hak olduğunu düşünenler, binlerce yıldır insanlar, kavimleri, milletleri üzmüşler, onlara en acılı ve en merhametsiz yılları yaşatmışlardır.

Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste sözü bunun için söylenmiştir. Sevmeme sevilim dünya kimseye kalmaz diyen Yunus Emre’nin sözü neden böyle insanların üzerinde tesir etmez? İnsanlara zulmeden, dünyayı zindan eden, üzerlerinde baskı kuran, verdikleri bir lokma ekmeği bile burunlarından fitil-fitil getiren, gülmeyi unutturanlara, insan muamelesi yapmayan bu insanlar, hatalarını ve yanlışlarını nedense hep düştüğünde ve giderayak hatırlamış, utanmadan ve sıkılmadan, çaresizlik gözyaşları dökerek, helallik istemekten geri durmamışlardır.

Oysa Yaradanımız, bu insanlara hayatları boyunca defalarca geri dönme, pişman olma, kötü huylardan rücu etme imkânı ve fırsatı tanımıştır.

Kibir ve ahiret uyarıları

Gururlarına yediremedikleri geri dönüşler, kişiliklerinin zafiyete uğrayacağını düşündürten sığ görüşler, onları engellemiş, insanlığa zarar vermeye devam etmişlerdir. Kendileri gibi davranan birçok heybetli insanı bir kefene sığacak kadar ufaldığını görüp, şahit oldukları halde, ibret almamaları akıllara ziyan bir hadisedir.

Ardından iyi adamdı, kimsenin kalbini kırdığını duymadık, kapısı da, sofrası da açıktı. Kimin ne derdi var, kendi derdi gibi koşardı. O kadar çok insana iyilik yaptı ki anlatılmaz diyen insanlara sağladıkları sahip çıkmayan ve çıkmak istemeyen bizler…

“Üç sınıf insan vardır ki kıyamet günü Allah onlarla konuşmaz, yüzlerine bakmaz, onları temize çıkarmaz. Hem de onlar için elim (can yakıcı) bir azap vardır.”

Râvi dedi ki: Resûlullah bu cümleyi üç kere tekrarladı. Sonra Ebû Zer (r.a): “O hâlde bu kimseler tam bir mahrumiyete ve hüsrana uğramışlardır. Onlar kimlerdir, ey Allah’ın Resûlü?” diye sordu.

Resûl-i Ekrem de: “Elbisesini kibirle yerlerde sürüyen, yaptığı iyiliği başa kakan ve yalan yere yemin ederek ticaret malını iyi bir fiyata satmaya çalışan” cevabını verdi (Müslim, İman).

Kibrin sonucu

“Mütekebbirler/kibirli kimseler, kıyamet gününde insan sûretinde küçük ve kırmızı karıncalar kadar haşrolunacaklardır.”

“Bir kimse kibirlenirse sonunda zâlim ve cebbarlar grubuna kaydedilir. Böylece onlara verilen ceza buna da verilir” (Tirmizî, Birr, 61/2000).

Hârise bin Vehb el-Huzâî’den (r.a) rivayete göre Nebiyy-i Ekrem şöyle buyurmuştur: “Size Cennetlikleri haber vereyim mi? Onlar hem zayıf oldukları hem de halk tarafından zayıf görüldükleri için kimsenin ehemmiyet vermediği, fakat şöyle olacak diye yemin etseler, isteklerini Allah’ın gerçekleştireceği kimselerdir. Size Cehennemliklerin kimler olduğunu haber vereyim mi? Bütün katı kalpli, kaba, cimri ve kurularak yürüyen kibirli kimselerdir.” (Buhârî, Edeb, 61; Eymân).

Kibirden sakınmak

“Kibirlenip de insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zira Allah; kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri asla sevmez” (Lokmân, 18).

“Onlara: ‘İçinde ebedî kalacağınız Cehennem’in kapılarından girin! Kibirlenenlerin yeri ne kötü!’ denilir” (ez-Zümer, 72).

“Kalbinde hardal tanesi kadar iman olan hiç kimse, Cehennem’e girmez. Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan hiç kimse de Cennet’e giremez” (Müslim, İman, 148-149).

Ebedî saadet için kalpteki imanın ne büyük bir cevher olduğunu, buna mukabil insanın ruhunu zehirleyen kibrin de ne kadar vahim bir âhiret felaketi olduğunu vurgulayan bu nebevî beyan üzerine ashâb-ı kirâmdan biri: “Yâ Resûlallah! İnsan, elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasını istemez mi?” deyince, Rasûl-i Ekrem Efendimiz şu karşılığı vermişlerdir:

“Şüphesiz ki Allah güzeldir, güzelliği sever. Kibir ise nimetleri kendinden bilip o nimetlerin gerçek sahibine nankörlük ederek hakkı inkâr etmek ve insanları küçük görmektir” (Müslim, İman, 147; Tirmizî, Birr, 61).

Dua ve ibret

Rabbim bizleri kibirden, riyadan, hasetten korusun ve bizlere hikmet, anlayış ve tevazu nasip eylesin. Âmin.

Dev gibi adamdı derlerdi. Kapılardan sığmazdı. Bağırıp çağırdığında yer-gök titrer gibi gelirdi. Kızdı mı öfkesi dinmez, söylediği laflar çekilmezdi, af nedir bilmezdi. Güldüğünü kimse görmemişti. O koca insan, kefene sığdığında küçücük kaldı! İnsanoğlu yaptığını ettiğini kendince kâr sayar.

Son hatırlatma

Hesaba çekileceğini, hesap vereceğini bilmezden gelir. Ben kimseye hesap vermem diye atıp-tutanlarımız, mangalda kül bırakmayanlarımız, ardımda şunlar-şunlar var diyenlerimiz, bu saatten sonra bana hiç bir şey olmaz diyenlerimiz az değildir.

Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner. İnsanları üzen, inciten, kıran, ağlatan, sızlatan, hayatını cehenneme çevirenlerin ne bu dünyada, ne de öteki dünyada yatacak-kalkacak yerleri yoktur!

Rabbim bizleri kibirden, riyadan, hasetten korusun ve bizlere hikmet, anlayış ve tevazu nasip eylesin. Âmin.

İlgili Yazılar

Bir Yorum Yapın