Müslümanların Yetmiş Yıllık Planı: Moro’da Adım Adım Uygulanıyor

0 yorumlar
Bangsamoro özerk bölgesi Moro Müslümanları mücadelesi

Enes Berat Gürler | UGSAM

Büyük Okyanus’un batısında, adalar toplamından oluşan ülkelerden biri olan Filipinler’de Müslümanların yaşadığı topraklara yönelik 500 senedir devam eden işgale karşı verilen mücadelenin nihai zafere ulaşmasına az bir süre kaldı.

Bölgedeki Müslümanlar, tarihsel olarak daha geniş bir coğrafyada mukim olsalar da günümüzde Filipinler’in güneyindeki en geniş toprak bütünlüğüne sahip Mindanao adası başta olmak üzere Tawi Tawi, Sulu ve Basilan adalarında yaşayan halka “Müslüman Millet” anlamında Bangsamoro adı verilmektedir.

Bu isimlendirme, 1521’de bölgeyi işgal eden İspanyolların Endülüs Müslümanları ile kültürel benzerlik göstermeleri dolayısıyla “Kuzey Afrika’dan gelen Arap” manasında kullandıkları Morisko’dan türetilen Moro’dan gelmektedir.

500 Yıllık Direniş: Başlangıç

Dünyanın etrafını ilk dolaşan ünlü denizci olduğu söylenen Portekiz asıllı Macellan’ın sömürü, işgal ve misyonerlik projesi için sefere çıkan İspanyol donanmasında görev yaparken çıktığı son kara parçası olarak kayıtlara geçen Filipinler’de İspanyolların iki temel hedefi vardı: burada yetişen çeşitli özgün baharatların ticaretinde söz sahibi olmak ve bölgede Hristiyanlığı yaymak.

Fakat bölgede yerel dinler hâlen varlık gösterse de 1300’lü yılların ilk çeyreğinden itibaren İslam’ın yayılmaya başladığı bir coğrafya olması hasebiyle 1521’de başlayan İspanyol işgaline karşı Müslümanların direniş ve cihad faaliyetleri de eş zamanlı olarak başlamıştır.

Süreç içerisinde Hristiyanlaşmış olmasına rağmen İspanyollar tarafından ikinci sınıf insan muamelesine maruz kalan Filipinlilerin yaşadığı birçok ayrımcılık ve hak ihlali, buradaki halklar arasında giderek artan bir biçimde sömürge karşıtı milliyetçiliği beraberinde getirmiştir.

370 senelik İspanyol işgaline karşı geniş çaplı ayaklanmalar başlasa da İspanyollar bu ayaklanmaları sert bir biçimde bastırmıştır. 1898’de Amerika’nın İspanya ile giriştiği savaşta İspanyol sömürgeleri olan Küba ve Filipinlere yönelik başlattığı saldırılarda Filipinli milliyetçi unsurların Amerika ile iş birliği yapması neticesinde İspanyollar Filipinler’de ciddi güç kaybına uğradı. Yaşanan savaş sonrasında varılan anlaşmada İspanya, Filipinler’i Amerika’ya belli bir ücret karşılığında sattı. Bunun üzerine Filipinler’de Amerikan sömürgesi dönemi başlamış oldu (1899-1946).

Amerika’nın Bölgeye Girişi ve Müslümanlara Yaklaşımı

Amerikalılar, Filipinler’de İspanyollara karşı gelişen milliyetçi tepkiyi kontrol altına almayı başarsalar da Müslümanların direnci onları endişelendiriyordu.

Filipinler, ABD için yalnızca bir toprak parçası değil stratejik bir köprübaşıydı. Filipinler’e komşu 850 milyon insan her yıl Amerika’da üretilen ve değeri bir milyar doları bulan mal satın alıyordu. ABD için Filipinler bir basamaktı; asıl hedef Asya’ydı. Bu nedenle Amerika, Nisan 1912’de Moro sorununu çözmek için harekete geçti ve yumuşak güç unsurlarını kullanarak Müslümanları kontrol altına aldı.

Dönemin ruhunu yansıtması bakımından Senatör Albert J. Beveridge’in sözleri son derece çarpıcıdır: Beveridge, Amerikan fabrikalarının ürettiğinden fazlasını tüketemediğini, bu yüzden dünyanın ticaret yollarına hâkim olunması gerektiğini açıkça dile getirmiş; Filipinler’i bu stratejinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırmıştır. Senatörlerin bu açık emperyalist söylemi, ABD’nin niyetini gözler önüne sermektedir.

Bağımsızlık Mücadelesi ve Moro İslami Kurtuluş Cephesi

Amerika’nın ilk emperyalist müdahalesi Filipinler’e yönelik olmuştur. Morolu Müslümanlar bu planların ilk kurbanı olmuşlardır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika, o güne kadar kendi işlerinde yarı özerk bir yönetim sergileyen Moro topraklarını da Filipinler’e katarak Filipinler’e bağımsızlık vermiştir. O günden beri her geçen gün Amerika’ya bağımlılığını artıran Filipinler, ekonomik açıdan da ucuz iş gücünün odak noktası haline gelmiştir.

1960’lı yıllarda mevcut yönetimin Müslümanlara karşı acımasız katliamlarına girişmesi sonrasında Moro halkı silahlı direniş sürecini yeniden başlatır. Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi çatısı altında başlayan silahlı mücadele, 1981 yılına gelindiğinde tam bağımsızlık talebinden ve belli İslami kaidelerden vazgeçildiği iddiasıyla bölünme yaşar. Bağımsızlık idealini koruyanlar, Selamet Haşim öncülüğünde Moro İslami Kurtuluş Cephesi’ni (MİKC) kurarlar.

Ulusal Kurtuluş Cephesi, bölgesel olarak yarı özerk bir yönetime ikna olduktan sonra mücadele zeminindeki ve Moro halkı nezdindeki desteğini yavaş yavaş yitirir. 1997’de MİKC ile Filipinler yönetimi arasında barış görüşmeleri başlar. 2003’te Selamet Haşim vefat eder, yerine Murat İbrahim gelir. Barış görüşmeleri sürerken 2010 yılında MİKC, tam bağımsızlık talebinden vazgeçer. Gelinen süreçte 2019’da yapılan referandumla Bangsamoro Özerk Bölgesi ilan edilir ve Filipinler yönetimi MİKC lideri Murat İbrahim’i geçici yönetimin başkanı olarak kabul eder.

Bangsamoro Geçiş Hükümeti: Rakamlar ve Süreç

Kurulan 80 kişilik geçiş hükümeti parlamentosunda 41 MİKC temsilcisi ve 39 merkezi yönetim temsilcisi bulunmaktadır. Yapılan anlaşma çerçevesinde 50 binden fazla silahlı savaşçısı bulunan MİKC, 12.500 kişiden müteşekkil yerel güvenlik gücü bulundurabilecektir.

40 bine yakın insanın ise geçiş hükümetinin görev süresi dolduğu 2022 Haziran ayına kadar güvenli bir şekilde silah bırakması gerekiyordu. Bu hususta sembolik bir adım olarak merkezi yönetim ile anlaşma imzalanmadan önce 150 kişinin silah bıraktığı bir tören düzenlenmiş; aradan geçen 2 senelik süreçte 13.500 kişi silahlarını bırakıp güvenli bir biçimde sosyal hayata entegre edilmiştir.

MİKC lideri Murat İbrahim, COVİD-19 pandemisi nedeniyle normalleşme sürecinin yavaş ilerlediğini belirterek silahsızlanma sürecinin sağlıklı biçimde tesis edilmesi için merkezi yönetim ve uluslararası gözlemcilerin azami anlayış göstermesi gerektiğini vurgulamış; geçiş hükümetinin görev süresinin 3 yıl uzatılmasını talep etmiştir.

Bu süreçte Mindanao Katolik Kilisesi başrahibi, geçiş hükümetinin süreci emin adımlarla sürdürdüğünü ve görev süresinin uzatılması yönündeki talebin olumlu bir netice doğuracağına inandığını söylemiştir. Birleşmiş Milletler ise normalleşme sürecinin geçiş hükümeti liderliğinde ilerlediğine vurgu yaparak üzerinde anlaşılan şartlara özen gösterilmesi gerektiği konusunda ısrarcı olmuştur.

MİKC’nin 70 Yıllık İki Aşamalı Planı ve Moro’yu Bekleyen Tehlike

MİKC kurucu lideri Selamet Haşim, 1998 yılında Nida’ul İslam dergisine verdiği röportajda hareketin amaçlarını iki aşamalı bir plan şeklinde açıklamıştı.

İlk yirmi yıllık süreçte (1981-2000) hedeflenenler:

— İslam’ın özünden uzaklaşmaya başlayan Bangsamoro halkının bütün yönleriyle yeniden İslam’a dönmesinin sağlanması

— Askeri yapılanmanın güçlü bir şekilde tesis edilmesi

— Ekonomik olarak kendi kendine yetebilir olma

— Yönetim, idare ve organizasyon sahalarında güçlenip gelişme

Hareket, 1997 yılına gelindiğinde bu hedeflerin çoğunu hayata geçirmiş ve 2001’den itibaren uygulanmak üzere planın 50 yıllık ikinci aşamasını somut bir şekilde masaya yatırmıştı.

İkinci aşamada (2001-2050) gerçekleştirilmek istenen amaçlar:

— Adaleti tesis etmek

— İnsani haklara saygı duyan bağımsız bir yönetim kurmak

— Suçları, yoksulluğu ve cehaleti en aza indirgemek

— Onurlu bir yaşam için insanlara eşit hak ve şartlar sunmak

— Yolsuzlukla mücadele etmek

— Her türlü sosyal problemle baş edebilmek için gerekli önlemleri almak

Süreçteki Kritik Tehlike: ABD’nin Rolü

Bu geçiş sürecinde ABD’nin rolünü sorgulamak büyük önem taşımaktadır. ABD, Bangsamoro geçiş hükümeti ile terörle mücadele konusunda ortak bir anlayışla hareket edildiğini açıklamış ve geçiş hükümetine 18,7 milyon dolar bağış yaptığını duyurmuştur.

Bölgede hâlen askeri varlık bulunduran ve iyi niyet taşıyıp taşımadığı sorgulanması gereken Amerika’nın Mindanaolu hâkimlere yargı danışmanlığı eğitimi verdiği de dikkatten kaçmamalıdır. Senatör Beveridge’in yüz yılı aşkın süre önce dile getirdiği emperyalist söylemi bu çerçevede yeniden okumak yerinde olacaktır.

Yeryüzünde adil düzenin kurulması için bu gibi uzun vadeli hedefler uğruna mücadele etmek her Müslüman’ın görevidir. Duamız odur ki Allah, Moro’daki kardeşlerimizin ayaklarını kaydırmasın.

İlgili Yazılar

Bir Yorum Yapın