Kültür Davamız

Devlet, insan topluluğu, sınırları olan bir toprak parçası ve siyasi yönetimle tanımlanır. Ama toplumsal şuur olmazsa bunların bir kıymeti yoktur.

0 yorumlar
Kültür Davamız

M.Kadir Atasoy yazdı…

Devlet ve toplumsal şuur

Devlet, insan topluluğu, sınırları olan bir toprak parçası ve siyasi yönetimle tanımlanır. Ama toplumsal şuur olmazsa bunların bir kıymeti yoktur.

Popüler kültürün etkisi

Bugün popüler kültürü içselleştirmiş bir nesil zuhur etmiştir. Egoist, cemiyeti umursamayan bir hayat büyük ölçüde benimsenmiştir. Bilgi, görgü, yardımlaşma rağbet edilen unsurlar olmaktan çıkmış, güç ve para sahibi olmak üstün bir gaye haline gelmiştir. Bunlar bizim kabul edebileceğimiz şeyler değildir.

Bu tespitlerle yeniden başlanmalı, bir bilgi ve görgü toplumu inşa edilmelidir. Hangi projelerin, çalışmaların insan olarak birbirimize verdiğimiz değeri arttıracağı araştırılmalıdır. Kültür ve sanat kurumlarımız, kurumlarımız teorik yapılar olarak kalmıştır. Divan-ı Humayun’un altın yaldızlı saçakları bugüne kadar bizi bu çağın çamurlu yağmurlarından koruyamamıştır. Kültür davasından mahrumsa herhangi bir davanın uzun vadede var olamayacağı idrak edilmelidir.

Medya ve kültür ilişkisi

Medya eğitime daha fazla hizmet etmeli, medya organlarında küfür ve saygısızlığa tolerans gösterilmemelidir. TV sosyetesi yerine TC sosyetesi inşa edilmelidir. Ülkede bilim ve sanatın geliştirilmesine yönelik bir kültür lobisi oluşturulmalıdır. Medyanın vasatlığa hitap etme ısrarından vazgeçilmelidir.

Devlet, insan topluluğu, sınırları olan bir toprak parçası ve siyasi yönetimle tanımlanır. Ama toplumsal şuur olmazsa bunların bir kıymeti yoktur. Üniversite mezunlarının bile askeriyetin adını, istiklalini Hocall Katliamı, Bosna Savaşı, Belene Kampı lise müfredatında yer almalıdır. Milli şuur desteklenmelidir.

Kültürel bağımsızlık

Fransızlar l’exception culturelle yani kültür istisnası dedikleri bir düzenleme yapmışlardır. Kendi kültürleri söz konusu olduğunda serbest ticarete izin vermemişlerdir. Bir McDonald’s şubesini protesto eden bir adam Fransa’da kahraman hale gelmiştir. McDonald’s güzel olabilir ama Fransız’ız, Amerikalı değiliz demiştir. Şimdi bu Fransızlar gerici mi oluyorlar? Hayır, Fransız’ın anlamını korumak istemektedirler. Kültürel ticari mallar ile ilgili koruyucu tedbirler alınmalıdır.

Kültür davası oluşturmak

Esaslı bir kültür davası oluşturulmalıdır. Kültür şuuru oluşturmanın, kültür ithal etmekten ziyade kültür ihraç etmenin yolları araştırılmalıdır.

Yerli otomobil, uluslararası başarı kazanmış sinema filmi birer kimlik unsurudur. Bütün mecralarda yeni kimlik unsurları oluşturmamız lazımdır. Özel sektörün kültürümüzü, yiyecek ve içeceklerimizi tanıtacak ve kimlik unsuru olacak kahve zincirleri geliştirilmesi teşvik edilmelidir. Aile kurumu çok yönlü saldırı altındadır. Başta RTÜK, Aile Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere kamu kurumlarının ailenin korunması için esaslı bir çalışma ortaya koymaları gerekmektedir.

Kutlama kültürümüzün desteklenmesi gerekmektedir. Dünya festivalleriyle, uluslararası forumlarla boy ölçüşebilecek yeni etkinlikler geliştirmek gerekir. Nasreddin Hoca’nın eşeği Noel Baba’nın geyikleriyle yarıştırılmalıdır. Orman Dede zıkkalı takkesiyse, eşeğiyle aynı Nasreddin Hoca gibi bir folklor kahramanı olarak ele alınmalıdır. Orman Dede festivalleri tasarlanmalıdır.

Şehirler ve kültür ilişkisi

Modern çağda Doğu Bloku’nda yasak olan Mickey Mouse’a karşı Çekoslovakya komünizmi Krtek’i çıkarmıştır. Moskova’da 1947-1953 arasında inşa edilen Stalinskie Vysotki gökdelenleri Sovyetlerin Chrysler Building ve Empire State’e cevabıdır. Birçok başlıkta kültürel reaksiyonlar geliştirilmelidir. Misalen Sivas Kangal köpeği, Van kedisi, Denizli horozu, Ankara tavşanı gibi hayvanlarla ilgili yurt dışına ihraç edebileceğimiz nitelikte çizgi filmler üretilmelidir.

Yaşadığımız şehirler ruhlarımıza şekil vermektedir. Bunu tespit edebiliyorsak önce ekonomi sonra kültür; önce ekonomi sonra çevre diyemeyiz. Şehirlerimizi büyük bir okul, devasa bir müze, harika bir kütüphane ve beş yıldızlı bir tesis olarak tahayyül etmelidir. Belediyeciliği “yeni bir şehri, yeni bir medeniyeti hayal etme yeteneği” olarak kurgulamalıyız.

Şehirleşme ve planlama

Büyük şehirlerdeki trafik ve işe gidiş gelişler tahammül edilemez hale gelmiştir. Bu israf hayatlarımızı verimsiz hale getirmektedir. İstanbul’da ve Ankara’da on katından yüksek binaların yapılması durdurulmalıdır. Buralarda rant esaslı bir harbe girilmelidir. İstanbul’un nüfusunu elli yıl zarfında makul bir seviyeye çekmek, orta büyüklükteki şehirlerimizi ekolojik şehirler, dijital şehirler olarak tasarlamak lazımdır.

Safranbolu gibi bize ait ama geçmişin yerli ve yabancı formlarını taklit etmekten çok yeni Türk sanatının ve mimarisinin ortaya koyulacağı, dünya çapında marka olacak bir kültür şehri kurulmalıdır.

Şehirleri işgal etmiş olan yabancı dildeki rezidans, AVM, müessese isimlerine karşı çıkılmalıdır. Yerli ve milli isimler verilmesi yerli boyutuyla teşvik edilmelidir.

Turizm ve kültürel miras

Turizm sektörünün kredi yükünün çok ağır olduğu söylenmektedir. Turizm sektöründe özellikle Akdeniz ve Ege sahilinde birçok otelin el değiştirdiği bahsedilmektedir. Otuz yıl sonra, elli yıl sonra kıyı bölgelerimizin yapısını koruması için milli turizm perspektifi çalışılmalıdır.

İspanya’da devlet 1928’den beri birçok eski manastır, kale ve kilise müstakil otel olarak işletmekte (Paradores), buralarda yaklaşık 4500 kişi istihdam etmektedir. Bizim de bazı tarihi mekanlarda bunu düşünmemiz gerekir.

Balkanlarda ve başka coğrafyalarda bulunan eserlerimize bugün dahi yapılan saldırılarla ilgili uluslararası kamuoyu oluşturulmalı, bu eserlerin korunması sağlanmalıdır.

Kültür ve düşünce dünyası

Müzecilikte eski çağ uygarlıklarının ağırlığı azaltılmalıdır. Milli anlayışa yönelik çalışmalar öne çıkarılmalıdır. Edebiyat müzeleri yaygınlaştırılmalıdır. Ülkemizde Berlin veya Viyana’dakinin çapında bir bilim ve teknoloji müzesi kurulmalıdır.

Tarihin en önemli kanun adamlarından birisi olduğu için ABD Senatosu’nun duvarında rölyefi, Almanya Nürnberg adalet sarayında heykeli olan Kanuni Sultan Süleyman’ın ismi Anayasa Mahkemesi’nin genel kurul salonuna verilmelidir.

Son değerlendirme

Düşünün, tefekkürün hâkim olamadığı yalnızca geçici olarak meşgul edilebildiği bir zihin yapımız bulunmaktadır. Zihinlerimiz karışık ve ayartılmaya müsaittir. Halbuki zihin berraklaşmadan başarı kazanılmaz. Duruş düzelmeden de zihin berraklaşmaz.

Bu yüzden tarihi değiştirebilecek şey duruştur: Edebalı’nın evinde misafir olan Osman Gazi’nin Kur’an-ı Kerim karşısında sabaha kadar el kavuşturup beklemesidir.

İnsan hakları, hukuk devleti, yolsuzlukla mücadele başlıkları bürokraside, yargıda, eğitim kurumlarında, medyada daima hatırlatılmalı ve uygulanmalıdır. 2030’ların, 2040’ların idareci kadrolarının yetiştirilmesine dair bir planımız olmalıdır. Sahip olduğu üstün vasıflarla cemiyete yol gösterecek bir kadro oluşturulmalıdır.

Gayemiz gelecekte çocuklarımızın sabah güzellikler evinde uyanıp akşam nazif bir semt, harikulade bir şehir görmeleri, geniş bahçelerde oyun oynayabilmeleri, rüzgârın onları kir ve egzoz dumanı değil, şehrin içindeki ve çevresindeki orman kuşağından güzel kokular getirmesidir. Gayemiz gelecekte yaşayacak olanların bizden bilgili, bizden daha düşünceli olmalarıdır.

İlgili Yazılar

Bir Yorum Yapın