İlmin Doğuşu ve Bilgi Birikimi
İnsanlık, yüzyıllar boyunca çevresinde olup bitenlerin ne olduğunu, nasıl gerçekleştiğini ve ne anlama geldiğini keşfetmeye çalışmıştır. Bu keşif süreciyle birlikte bilgi birikmiş, aktarılmış ve ilim ortaya çıkmıştır. İlim, sadece bir bilgi yığını değil; aynı zamanda bir bilinç ve teknik üretimidir.
Tarihte bu arayışı sistematik hâle getirip tasnif edenlerin başında Müslümanlar gelir. Zira onlar, vahyin ışığında bu karanlık arayış yollarında yön bulmuş ve ciddi bir birikim oluşturmuştur. Ancak bu bilincin bugün yitirilmesi, bu birikimi de dağınık bir yığın hâline getirmiştir.
Erbakan’ın Tespiti: Müslümanlar Bilincini Kaybetti
Prof. Dr. Necmettin Erbakan, “İslam ve İlim” konferanslarında bu bilinç kaybını açıkça ortaya koyar:
“Müslümanlar olarak dünyanın gelmiş geçmiş en büyük düşünce sistemine sahip bulunuyoruz. Fakat bu büyük düşünce sisteminin karşısında daima bâtıl fikirler yer almış, bizleri kendi dinimizi öğrenemez hâle getirmişlerdir.”
Bugünün Müslümanları, ilim adına kendilerine yabancı olan bir anlayışı benimseyerek kendi hakikatlerinden uzaklaşmışlardır.
Bilinç Kaybının Tanımı ve Sonuçları
Bilinç, kişinin kendisini, çevresini ve yaşantısını fark edebilmesidir. Fakat günümüzde Müslümanlar, bu farkındalıktan mahrum kalmış; içsel bakıştan uzaklaşmış, bilgiye yön verecek bilinçten yoksun kalmıştır.
Erbakan’ın ifadesiyle, Batı’da eğitim görmüş kişiler tarafından küçümsenen Müslümanlar, aslında bu küçümsemeyi yapanların da neye dayandığını bilmediği bir ilim anlayışına maruz kalmaktadır:
“Yarım Batı ilimlerini okumuş insanlar Müslümanları küçümsemeye kalkıyor. Peki, nedir senin ilim dediğin?”
Batı İlimlerinin Krizi ve Kaynak Sorunu
Erbakan, Batı’nın bilimsel çıkmaz içinde olduğunu vurgular. Mefhumların tanımının net olmayışı, hesaplamaların tıkanması ve ilmin kaynağının bilinmemesi bu çıkmazın temel nedenlerindendir.
“Batı’nın bugün tıkandığı yer, ilmin kaynağını inkâr etmesidir.”
Batı’dan alınan bilim, kaynağı bilinmeden ve eleştirilmeden alındığı için sorunludur. Müslümanlar ise geçmişte aldıkları bilgileri tashih ederek daha yüksek bir seviyeye taşımıştır.
Müslümanların İlme Katkısı
Erbakan, Müslümanların insanlık ilminin en az %60‑70’ini geliştirdiğini ifade eder:
“Bugünkü ilimlerin yarısından fazlasının sahibi Müslümanlardır.”
Bu sadece bir iddia değil, tarihî gerçeklere dayalı bir ispat çabasıdır. Fizik, kimya, matematik, astronomi, tıp ve diğer ilimlerin temelleri Müslümanlar tarafından atılmıştır.
Teknik Üstünlük ve Bilgi Altyapısı
Müslümanların sadece teorik bilgi değil, bu bilgiyi pratiğe dökme gücü de olmuştur. Örnek olarak Erbakan şöyle der:
“Eğer biz sadece ondalık sistemimizi geri istesek, Avrupa’ya ait hiçbir şey kalmaz.”
Bu ifade, Müslümanların matematiksel sistemler dâhil birçok alandaki katkısını göstermektedir.
Çıkmazdan Kurtuluş İçin Yol: Bilinç ve Kaynakla Yeniden Buluşma
Bugün Müslümanlar kendilerini tanımadıkları için, bilgi ve ilim adına sadece tükettikleri bir çağın içindedir. Bu mirasın yeniden ihyası için düşünmeye, anlamaya ve yaşamaya dönük bir gayrete ihtiyaç vardır.
“Fanus içinde dokunulmaz yaşamak yerine, eskimemiş birikimimizi yeniden keşfetmeliyiz.”
Erbakan’ın işaret ettiği gibi, çıkış yolumuz; vahyin ışığında, içsel kaynaklarımızı yeniden keşfetmek, geçmişin ilmî mirasını sahiplenmek ve bugüne uygulamaktır.
Yazar: Yusuf Karağaç
