Hüseyin Gazi Çolak yazdı…
Doğa ve sünnetullah
Doğa ve sünnetullah geçmişte olduğu gibi modern çağda da bizim için okunması ve düşünülmesi, es geçilmemesi gereken örneklerle, fikirlerle doludur.
Bütüncül yaklaşım
“Bütüncül yaklaşımla baktığımızda dünyada her fert birbirine kütle çekim benzeri sosyal bir tesir uygulamaktadır.”
“Geceyi gündüzü, güneşi ayı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da O’nun buyruğuna boyun eğmiştir. Bunlarda, akleden kimseler için dersler vardır” (Nahl 12).
Newton modern bilime göre, anlatılagelen elma hikayesiyle beraber 17. yy’da yerçekimi kabul edilir. Newton’un yerçekimi tarifi, kütlesi olan her nesnenin birbirine mıknatıs benzeri bir kuvvet uyguladığı iddiası ve “büyük mıknatıs daha çok çeker” düşüncesi doğrultusundaydı. Kendi güneş dünyamızı bir mıknatıs gibi kendine doğru çeker fakat dünyamız merkezdeki kaç kuvvetinin etkisiyle bir şekilde kendini dengeler ve güneşe çarpmak yerine onun etrafında döner düşüncesi modern astronominin temelini oluşturuyordu.
Einstein ve uzay-zaman yaklaşımı
Einstein bu mıknatıs benzetmesine 1915’te izafiyet teorisinin bir parçası olarak itirazda bulunmuş aslında kütlenin uzay zamanda bir bükülmeye sebep olduğunu söyleyerek çarşaf modelini ortaya atmıştır. Kütle çekimi kütlenin büyüklüğünden gelmez, aslında bizim dünya üzerinde yürüyebiliyor olmamızın temel nedeni dünyanın sahip olduğu çekim gücü değil uzay zamanda yaptığı eğim-bükmedir.
Çarşafa metal bir top koyduğunuzda onu büker ve diğer küçük nesneleri bu çukura doğru çeker. Bu yaklaşıma göre dünya, güneş ya da büyük yıldızlar, uzay zamanı sahip olduğu devasa kütle sayesinde büküyorlardı. Bizim gibi daha küçük kütleli varlıklar da bu bükülmede oluşan eğime doğru gidiyorlardı.
Uzun yıllar teori olarak kalan bu düşünce, Eylül 2015’te LIGO adında bir sensör tarafından fiziksel ispatları tespit edilip gözlemlenerek kanıtlandı. Kütle çekiminin bu kısa özetinin ardından çok fazla teknik tabire, matematiksel ve fiziksel kavramlara boğulmadan pratikte şunu söyleyebiliriz: Kainattaki gözlemlenemeyecek küçüklükte olan nesneler de dahil olmak üzere her nesne tüm uzay zamana yani basit ifadeyle her nesneye bir ölçüde kütle çekim uygular. Doğa ve sünnetullah geçmişte olduğu gibi modern çağda da bizim için okunması ve düşünülmesi, es geçilmemesi gereken örneklerle, fikirlerle doludur.
Kütle çekim kanunundan yola çıkarak sosyal hayata, dünyaya, olaylara, ilişkilere bir kapı aralamak mümkündür.
Sosyal etki ve insan ilişkileri
“Andolsun ki biz, akleden bir topluluk için oradan (ibret alınacak) apaçık bir ayet bıraktık” (29/Ankebut 35).
Buradan sonra değinilecekler Butterfly Effect-Kelebek Etkisi ve “Chaos theory- Kaos Teorisi”ne farklı bir bakış olarak da ele alınabilir. Beşeriyeti uzay zamana, anlaşılabilir ifadeyle ucu bucağı görülmeyen muazzam büyüklük ve sıklıkta bir örümcek ağına benzettiğimizde o ağa küçücük üflediğimizi varsayalım. Bu küçük kuvvet bile sonunu göremediğimiz salınımlara, titreşimlere, eğimlere, bükülmelere sebep olur. En uç noktada da bir şekilde bu hareket hissedilir. Bütüncül yaklaşımla baktığımızda dünyada her fert birbirine kütle çekim benzeri sosyal bir tesir uygulamaktadır.
Söylenen kısacık bir cümle, yapılan basit bir hareket, kısa vadede “hesap kabiliyetimizin yetersizliğinden” dolayı ölçümlenemese de uzun vadede muhakkak sonuç doğurmakta, hiç beklemediğimiz yerlerden tahmin edilemeyen etkileri vücuda getirmektedir.
Küçük etkiler, büyük sonuçlar
Konya’daki sıcaklığın 1 derece yükseldiğini varsayalım. Ankara’ya gelen rüzgârın hızı 5km/saatten 7km/saate çıksın. Ankara’da bu rüzgâr alan ağaç o mevsimde 3 cm uzaması gerekirken 5 cm uzasın. Bu şekilde normalden daha fazla yaprak döksün, toprak daha çok humus alsın, orada besin artışı olsun, arıların daha fazla bal üretmesine sebep olsun vesaire… Sonu gelmez bir zincirleme reaksiyon silsilesi.
Çok küçük yaşta bir çocuğa hayatla ilgili basit bir cümle söylediğinizi farz edin. Şimdi olası bir yol çizelim. O çocuk bu cümleyi bir arkadaşına, o arkadaş sınıfına, sınıftaki çocuklar mahalle arkadaşlarına söylesin. İleride bu bir tweet olsun, tweeti okuyan kişi bunu kitabına koysun, bu kitabı okuyan kişi bağlı olduğu sosyal platformda tahlilini yapsın… Çok uzatılabilir ama tuhaf bir sarmal değil mi?
İnsan ve sorumluluk
Peki, gerçek bundan farklı mıdır? Mesela atasözleri ve deyimleri düşünün ya da sıklıkla kullanılan tabirleri. Sonuçta bunlar bir kişi tarafından ilk defa ortaya atıldı, bu tartışılmaz. Aslında düşüncelerimiz, fikirlerimiz, davranışlarımız, tercihlerimiz tarihi de hesaba katarak milyarlarca insandan oluşan beşeriyet ağının bizim üzerimizdeki etkileridir.
Kütle çekiminde olduğu gibi, yakında ve büyük kütleli olanın etkisi daha fazla. Kütle büyüklüğünü ise şöyle tanımlayabiliriz: yetkili-networku geniş veya kabul görmüş bir kişi, belki de bir otorite olmak. Belki de tüm bunların dışında manevi bir ağırlık.
Davranış ve çevresel etkiler
Bu durumu destekler nitelikte, son yıllarda yapılan ve artık sıradanlaşmış araştırmalara göre “insanların tercihlerinin tamamına yakın çevresel faktörlerin etkisi altındadır.”
Şöyle bir gerçekle karşı karşıya kalıyoruz, en hatırı sayılmaz kişiden ortaya çıkan bir cümle veya bir hareket bile çok kısa vadede ya da yüzyıllar sonra birilerinin tercihine, davranışına etki edebilir.
Örneğin: “Ben kimseye karışmam, bu tarz şeylerle işim olmaz” diyen biri istese de istemese de beşeriyet ağına çeşitli tesirlerde bulunuyor. En basitinden söylediği cümlenin popüler hale gelmesi, yıllar içinde domino benzeri bir etkiyle mesela “apolitikleşmiş” bir nesli vücuda getiriyor.
Her davranışımızdan her cümlemizden sorumluyuz. Bizimle hiç alakası olmayan kişilerle olaylarla ilgili yorumlarımız, özellikle küreselleşmiş ve telekomünikasyon-internetin muazzam ölçüde yaygınlaştığı günümüzde, mutlaka ama mutlaka bir yerlerde bir şeyleri değiştiriyor.
Dalga etkisi
Suyun içine küçük bir taş attığınızı düşünün, bu taş paralel dalgalar meydana getirecektir, kütle çekimin çarşaf modeli bu paralel dalgalanmayı da içerir. Biz de tesir uygularız;
Birinci Dalga: doğrudan tesir ettiklerimiz; arkadaşlarımız, eşimiz, çocuklarımız, ana-babalarımız ve temas ettiğimiz tüm insanlar,
İkinci Dalga: dolaylı tesirler; Birinci dalganın tesir ettikleri… Şekilde bu silsile en uzaktaki insana kadar gider.
Cihat ve sorumluluk
İşte bu perspektifle cihat nedir? Emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i anil münker nedir? Etkileri, sorumlulukları, yükümlülükleri nelerdir?
Yeniden gözden geçirmek fayda var. Yine bu noktada basit bir insan olarak ne faydam olabilir? Neyi değiştirebilirim? Hangi sorunu çözebilirim? Sorularını da sormamız lazım. “Hayat iman ve cihattır.” cümlesinin tekrar düşünülmesi lazım. “Aman” demek bu yönde bir eğilim oluşturur, kaç kişiyi bu çekimin etkisine, çukuruna çeker? Yine kendi menfaatlerini gözeten bir insan olmak, en basit bir olayda bile… Tüm bunlar insanlığı doğrudan ve dolaylı, kısa veya uzun vadede nelere sürükler?
İlahi ölçü ve sonuç
“Allah katında canlıların en şerlisi olanı (hakka karşı) sağır ve dilsiz olan, akletmeyen kimselerdir” (Enfal 22).
Bu kütle çekim benzeri etkilerin kapsamını ve sırtımıza yüklediği sorumluluğu düşündüğümüzde, “Aciz olan biz insanlar” bile bu denli bir çıkarımda bulunabiliyorsak “Tüm noksanlardan münezzeh olan, en büyük hesap ve matematik sahibi olan Allah (c.c) bizim her hareketimizin sonuçlarını muhakkak görebilmektedir.” demek yerinde olur.
“Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür” (Zilzal 7-8).
Çağrı
Öyleyse her davranışımız ve sarf ettiğimiz her kelimede dikkatli olmalı, iyiliğe ve hakka davette bulunmalıyız. Elimizden geldiği kadar, takatimizin yettiği kadar bunları yapmalı, her an kendimize hatırlatmalıyız.
Olumsuzluğa sebep verebilecek her şeyden kendimizi arındırmalıyız.
Bütün bunları yapmamıza rağmen bu büyük sorumluluktan tek çıkarımız Allah’ın merhametine sığınmaktır. Çünkü bilmeden ya da istemeden oluşturduğumuz olumsuz davranışlar, mutlaka ama mutlaka olacaktır. Diğer taraftan olumlu davranışlarımızın sonuca matuf olduğunu bilmeli, “bir şeyi değiştiremem” güvensizliğinden kurtulmak akıllıca olacaktır.
