İlmin Mahiyeti, Gayesi ve Afetleri Bağlamında Bir Değerlendirme
İlim: Bir Nur ve İbadet Vesilesi
“Hiç şüphesiz ki ilim bir nurdur. Allah için ilim tahsil etmek ibadettir. İlmi aramak cihattır. Bilmeyene öğretmek sadakadır. İlmi müzakere etmek tesbihtir. Allah ancak ilimle bilinir ve Allah’a ancak ilimle ibadet edilir. Allah kavimlerini ilmiyle yüceltir ve diğer insanlardan üstün kılar. Millet ancak ilmiyle doğru yola erişebilir.”
Bu yazıda, pek çoğumuzun hayatının merkezine aldığı fakat çoğu zaman üzerinde yeterince düşünmeden meşguliyet hâline getirdiği ilmin, İmam Gazzâlî tarafından nasıl ele alındığını ele alacağız. İmam Gazzâlî eserlerinde ilmin önemi, kısımları ve öğrenilmesi tehlikeli olan ilimler üzerinde özellikle durmuştur.
Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur:
“Nezdinde kitaptan bir ilim bulunan zat: ‘Sen gözünü kapayıp açıncaya kadar ben sana onu getiririm’ dedi.”
(Neml, 27/40)
Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ise şöyle buyurmuştur:
“Allah Teâlâ bir kulu için hayrı murat ettiğinde onu dinde fakih kılar, ona doğruyu idrak edecek bir akıl verir.”
“Allah Teâlâ, dinini derinliğine kavrayan kimseyi korur ve ona ummadığı yerden rızık verir.”
“Beni Allah’a yaklaştıracak yeni bir ilim elde edemediğim günün üzerime doğmasında benim için hayır yoktur.”
İlim ve Amel Dengesi
“Ey ashabım! Sizler fakihlerin çok, kurra ve hatiplerin az; ilim sahiplerinin çok, soru soranların az olduğu bir zamanda bulunuyorsunuz. Bu zamanda amel, ilimden daha hayırlıdır. Fakat insanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki fakihler az, kurra ve hatipler çok; ilim sahipleri az, soru soranlar çok olacaktır. O zamanlarda ilim, amelden daha hayırlıdır.”
Bu âyet ve hadislerden anlaşıldığı üzere, öğrendiğimiz ilmin neye hizmet ettiğini kendimize sormamız gerekir. Bu ilim bizi İslâm’a yaklaştırıyor mu? İlmin neticesi hayra vesile oluyor mu? İmam Gazzâlî’nin de ifade ettiği gibi her şeyin kıymeti neticesiyle ölçülür.
Ebu’d-Derdâ (radıyallahu anh) şöyle der:
“İlimden bir mesele öğrenmek, benim için bütün geceyi ibadetle geçirmekten daha hayırlıdır. Âlim ile ilim talebesi hayırda ortaktır. Ya âlim ol, ya talebe ol ya da dinleyici ol. Sakın dördüncü bir sınıfta yer alma, helâk olursun.”
Farz-ı Ayn ve Farz-ı Kifâye Olan İlimler
“Farz-ı ayn olan ilim, farz olan amelin nasıl yerine getirileceğini bilmektir. Bir kimse farz olan ilmi ve ne zaman farz olduğunu biliyorsa farz-ı ayn ilmi de biliyor demektir. Meselâ bir kimse tüccarsa ve bulunduğu beldede faiz yaygınsa, faizden korunma ilmini ve meşru kazanç yollarını öğrenmesi kendisine farzdır.”
Müslüman kimliğimizle var oldukça yaptığımız işin sebebini ve sonucunu düşünerek hareket etmeliyiz. İşte bu şuurdur. Yalnızca Allah’ın rızasını gözetebilmek ve istikameti bu doğrultuda koruyabilmek, ancak ilimle mümkündür.
“Farz-ı kifâye olan ilimler ise dünya işlerinin ıslahı için zaruri olan ilimlerdir. Tıp, hesap ilimleri, ticaret, miras ve vasiyetle ilgili ilimler bunlardandır. Eğer bir beldede bu ilimleri bilen kimse kalmazsa, o beldenin tamamı mesul olur.”
Günümüz Açısından Farz-ı Kifâye İlimler
Günümüzde hayat pahalılığı, üretimsizlik ve dışa bağımlılığın temel sebeplerinden biri; biyoloji, kimya, matematik gibi temel ilim alanlarının değersiz görülmesidir. Bu ilimler “para kazandırmaz” endişesiyle tercih edilmemektedir.
Oysa üretimden enerjiye, tarımdan teknolojiye kadar pek çok sahada bu ilimler hayatın devamı için elzemdir. Bu alanlardaki eksiklik, üretkenliğimizi kısıtlamakta ve dışa bağımlılığı artırmaktadır. Bu eksikliği hissetmeye de ağır bedeller ödemeye de devam ediyoruz.
Halk Nezdinde Makbul Görülen Ancak Aslen Makbul Olmayan İlimler
“İlim, eşyanın hakikatini bilmektir. Bu anlamda ilim Allah’ın sıfatlarındandır. İlim nasıl çirkin olabilir?”
Ancak:
- Sahibini veya başkasını kötülüğe sevk eden ilimler (sihir ve büyü gibi) mezmumdur.
- Sahibine faydadan çok zarar veren ilimler de yerilmiştir.
Astronomi ilmi buna örnek verilir. Hesaba dayalı olduğu sürece zararlı değildir; ancak sınırları aşması sakıncalıdır. Nitekim Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Benden sonra ümmetim hakkında üç şeyden korkuyorum: İdarecilerin zulmü, yıldızlara inanmak ve kaderi yalanlamak.”
İlmin Afetleri
“Kim bildiği ilmi ehlinden kıskanırsa Allah onu ateşten bir gem ile gemler.”
“İlmi arttığı hâlde hidayeti artmayan kimse Allah’tan uzaklaşıyor demektir.”
Hadislerden de anlaşıldığı üzere, öğrenilen ilim ruha ferahlık vermiyor, ameli güzelleştirmiyorsa, bu ilim bir nimet olmaktan çıkıp felakete dönüşebilir.
İmam Gazzâlî’den İlme Davet
“Ey okuyucu! Sen şu iki kişiden biri ol!
Dinini dünyaya alet eden tembel kimselerin hâlini, gerçek âlimlerin hâline benzeterek nefsini aldatma! Böyle yaparsan cehalet ve inkârın yüzünden gaflete düşer ve helâk olursun.”
Yazan: Fulden Pehlivan
