AGD-MGV Genel Başkanı Salih Turhan
“Erbakan Hoca’nın siyasetini değil, doğrudan gençlik stratejisini konuşmak gerekirse şöyle bir soru yöneltmek isterim: Erbakan Hoca bir gençten ne beklerdi?”
Erbakan Hocamızın gençlik stratejisi, “gençleri kalabalık yapmak” değil; gençliği şahsiyetli, ahlaklı, şuurlu ve aksiyon sahibi bir şekilde yetiştirmek üzerine kuruluydu.
Hocamız bir gençten önce şunu beklerdi: İnançta sağlamlık, ahlakta istikrar, mücadelede disiplin. Çünkü bu üçü yoksa genç sadece “heyecanlı bir kalabalık” olur. Vardır ama işe yaramaz. Çoktur ama yönsüzdür. Ses çıkarır ama iz bırakamaz. Erbakan Hoca gençlerden sadece “slogan atan” değil; düşünen, okuyan, çalışan, kendini yetiştiren bir duruş isterdi. Bu bağlamda; genç dediğin fikri olan, ahlakı olan, programı olan, iradesi olan ve hedefi olan insan demektir. Erbakan Hocamız “imanlı gençlik” derken sadece namaz kılan, camiye giden gençliği kastetmezdi; o imanlı gençliğin aynı zamanda bileği sağlam, kafası sağlam, yüreği sağlam olmasını isterdi. Yani hem kalbi Allah’a bağlı olacak hem aklı hakikate açık olacak hem de bileği mücadeleye hazır olacak. Şunu açıkça söyleyelim: Erbakan Hoca’nın gençlik stratejisi, “iyi insan yetiştirmek”le sınırlı değildir. O, “iyi insan”ı aşar; kendi zamanına yön veren, sistemi tanıyan, hedefi bilen, davası uğruna bedel ödeyebilen lider karakterler yetiştirmek isterdi. Hocamız gençliğe hep şu bilinçle bakardı: Bu ümmetin geleceğini; reklam yıldızları, popüler figürler, konfor insanları değil; imanlı ve disiplinli dava öncüleri kuracaktır. Bu sebeple bir gençten beklediği en temel şey şuydu: “Sadece kendini kurtarmaya çalışma; ümmeti kurtaracak adam ol.”
“Sizce Erbakan’ın gençliğe bıraktığı mirasın en kritik cümlesi hangisidir?”
Erbakan Hocamızın gençliğe bıraktığı mirasın en kritik cümlelerinden birini söyleyeceksek ben şu cümleyi öne çıkarırım: “Bir çiçekle bahar olmaz; ama her bahar bir çiçekle başlar.” Bu cümle sıradan bir motivasyon cümlesi değildir; bu cümle ümitsizlik zincirini parçalayan, bir dava şuurunu ayağa kaldıran cümledir. Çünkü gençliğin en büyük tuzağı nedir? “Ben tek başıma ne yapabilirim?” duygusudur. Erbakan Hoca işte tam burada gençliğe şunu öğretir: Sen tek başına olsan bile doğruysan kıymetlisin. Kalabalık olmasan bile kararlıysan değerlisin. Eğer istikametin varsa Allah seni çoğaltır. Hocamızın bu cümlesi bize şunu söyler: “Şartlar olgunlaşsın” diye bekleme. “Zaman uygun değil” bahanesine sığınma. “Kimse yok, yalnız kaldık” diyerek çekilme. Tam tersine: Sen doğru ol, Allah seni bereketlendirir. Sen yürü, Allah yol açar. Sen dayan, Allah yardım eder. Erbakan Hocamızın gençliğe mirası; cesaret, kararlılık ve istikamet mirasıdır.
“Bugün ‘dava adamı’ denince romantik bir kavram geliyor. Erbakan’ın dünyasında ‘dava adamı’ neydi?”
Evet, bugün “dava adamı” kavramı bazı çevrelerde romantize edilmiş; sanki sadece duygusal bağlılıkla, biraz coşkuyla, biraz nostaljiyle olacak bir şeymiş gibi görülüyor. Halbuki Erbakan Hocamızın dünyasında dava adamı; romantik bir tip değil, bir yük insanıdır. Dava adamı; “hikâye” anlatan değil, tarih yazandır. Dava adamı; “duygu” üreten değil, istikamet üreten adamdır. Erbakan Hoca’ya göre dava adamı: Günü kurtaran değil, geleceği kuran adamdır. Kendi menfaatini düşünen değil, ümmetin derdini taşıyan adamdır. Konuşmayı seven değil, çalışmayı bilen adamdır. Alkış arayan değil, bedel ödemeye razı adamdır. Dava adamı; “haklıyız” diyerek teselli olmaz; haklı olmanın gereğini yerine getirir. Dava adamı; “kötüler güçlü” deyip geri çekilmez; kötülüğün gücünü kıracak yöntem geliştirir. Ve şunu unutmayalım: Erbakan Hoca’nın dava adamı sadece iyi niyet sahibi değildir. Aynı zamanda plan sahibi, program sahibi, strateji sahibi insandır. Onun için Millî Görüş; basit bir siyaset hareketi değil, aynı zamanda bir kadro, bir mektep, bir insan yetiştirme düzenidir. Dava adamı; zamanın ruhuna kapılmadan, modaya uymadan, gürültüye aldanmadan Allah’ın rızasına kilitlenen insandır.
“Bugün 18 yaşındaki bir gence Erbakan’ı tek cümleyle tanıtsanız ne dersiniz?”
18 yaşındaki bir gence Erbakan’ı bir cümleyle tanıtacak olsam derim ki: “Erbakan; bu milletin imanını sisteme karşı ayağa kaldıran, ümmetin onurunu küresel düzene karşı savunan ve inancı stratejiye dönüştüren büyük bir dava önderidir.” Ama şu da bilinsin isterim: Erbakan Hoca sadece bir siyasi lider değildir. O, “fikri olan adam”dır. O, “projesi olan adam”dır. O, “medeniyet iddiası olan adam”dır. Gençler şunu bilmelidir: Erbakan’ın büyüklüğü makamında değil, inandığı hakikatten taviz vermemesindedir. Ve bu yüzden; Erbakan’ı anlamak demek sadece geçmişi hatırlamak değil, geleceğe istikamet belirlemek demektir.
“Son olarak; Anadolu gençliğine, bu özel sayfa vesilesiyle çağrınız nedir?”
Çağrımız nettir, açık ve kesindir: Vakit oyalanma vakti değildir. Vakit seyirci kalma vakti değildir. Vakit safını belli etme vaktidir. Bugün içinde yaşadığımız çağ gençliği hedef almaktadır. Sizi ekranlarla uyuşturmak, heveslerle oyalamak, tüketimle çürütmek; sonra da inançtan, ahlaktan, kimlikten koparmak istiyorlar. Gençliğimizi ya boşluğa ya umutsuzluğa ya da taklide mahkûm etmek istiyorlar. Biz Anadolu Gençlik Derneği olarak açıkça söylüyoruz: Bu milletin geleceği TikTok akımlarında değil, imanlı gençliğin omuzlarındadır. Bu ümmetin dirilişi konfor arayanlarda değil, sorumluluk alanlardadır. Onun için genç kardeşim; Namazını muhafaza et çünkü namaz istikamettir. Ahlakını koru çünkü ahlak kimliktir. Kendini yetiştir çünkü bilgisiz dava olmaz. Davanı tanı çünkü hedefi olmayanın istikameti olmaz. Teşkilata omuz ver çünkü yalnız kahramanlık değil, organize mücadele kazanır.
