“Yarın başlarım, şimdi misafirlerim var.”
“Şu ara sınavlarım var, başka hiçbir şeye bakamam.”
“Uyuyamıyorum, şimdi bir de bunlarla uğraşamam.”
“Bir iki gün iyi gidiyor ama sonra bir şey oluyor, devam edemiyorum.”
Bu cümleler çoğumuza tanıdık geliyor. Hayatımızla, işlerimizle ve ilişkilerimizle ilgili pek çok karar alıyoruz. Ancak bu kararların büyük bir kısmı ya hiç hayata geçmiyor ya da ilk engelde yarım kalıyor. Sonrasında ise yeniden başlamak için kendimize başka bir zaman, başka bir şart belirliyoruz.
Ertelemek Neden Bu Kadar Kolay?
Diyete başlamak için pazartesiyi, düşüncelerimizi toparlamak için sınavların bitmesini, bir arkadaşla arayı düzeltmek için onun ilk adımı atmasını, birine hediye almak için özel bir günü bekliyoruz. Böylece sorumluluk, fark etmeden sürekli “yarın”a taşınıyor.
Çoğumuz bu durumdan şikâyetçi olsak da, ertelemeyi tamamen bırakmakta zorlanıyoruz. Oysa zamanında yapılmayan işler büyüyor, anlamını yitiriyor ve bazen sağlığımızdan, ilişkilerimizden ya da iç huzurumuzdan bedel ödememize neden oluyor.
“Yarıncılar Helâk Oldu” Uyarısı
Efendimizin, “Yarıncılar, erteleyenler helâk oldu.” sözü, aslında insanı sarsan güçlü bir ikazdır. Bu uyarı, hayatın ertelenmek için verilmediğini hatırlatır.
Gayesi olan insan için “yarın” tehlikelidir. Çünkü gaye, insanı harekete geçiren bir kamçı gibidir. Oturuyorsa kalkmaya, ayaktaysa yürümeye, yürüyorsa koşmaya sevk eder. “Yarın” demek ise tökezlemek anlamına gelir. Her tökezleme denge kaybına, zaman israfına, umudun azalmasına yol açar.
Hayat Düzenli Olmayı Beklemez
Hayat hiçbir zaman tamamen sakin, düzenli ve sorunsuz olmayacak. Çünkü burası dünya. İşlerimizin bitmesini, çocuklarımızın büyümesini ya da şartların mükemmelleşmesini beklersek, yapılması gerekenleri hiç yapamayız.
Karşılaştığımız imtihanlar hayatı durdurmak için değil, bizi güçlendirmek içindir. Yaşanan zorluklar, hayatı sıfırlamak için değil; o süreçte kazanılan farkındalıkla daha sağlam adımlar atabilmemiz için vardır. Zaten Rabbimiz, kuluna ancak gücü nispetinde sorumluluk yükler. Bu nedenle erteleme, çoğu zaman şartlardan değil, kontrolü ertelemekten kaynaklanır.
Ertelemeye Sebep Olan Duyguları Fark Etmek
Ertelemenin arkasında çoğu zaman korku, kaygı, mükemmeliyetçilik ya da dikkati toparlayamama vardır. İlk adım, bu duyguları fark etmektir.
Bilgi eksikliği korkutuyorsa önce öğrenmek gerekir. Dikkat dağınıklığı varsa, dikkati dağıtan unsurlar azaltılmalıdır. Sorumlu olunan her ne ise onunla meşgul olmak, günü planlamak ve öncelik sırası belirlemek ertelemeyi azaltır.
Zor Yollar Yürünerek Aşılır
Zor bir yolda yürümek zorunda kalan insanlar, yola çıkmadan önce zihinlerinde o yolu aşmalıdır. “Bu yolu nasıl geçerim?” korkusundan kurtulup adım attıklarında, yolun zamanla aşıldığını görürler. İşte o zaman insanın içinde, zannedildiği kadar zor olmayan yolların da aşılabileceğine dair güçlü bir inanç doğar.
Bugün Başla, Yarın Belirsizdir
“Bütün varlığınla Rabbine yönel. Yarın endişesini dünün yanına bırak. Çünkü yarın geldiğinde hayatta olup olmayacağın bile kesin değildir.”
Hayat, bekleyenleri değil başlayanları ileri taşır. Mükemmel zamanı beklemek yerine, imkânlar ölçüsünde bugün başlamak gerekir.
Niyet et.
Ve besmeleyle başla.
Yazan: Hatice Kübra Gündüz
