Bir şeye muhalefet edeceksen, işe önce nefsinden başla. Çünkü insanı asıl yoldan çıkaran, çoğu zaman dışarıdaki düzen değil, içerideki teslimiyettir. Sabah namazına kaldırmayan, tembelliği meşrulaştıran, gafleti normalleştiren ve insanı kendi potansiyeline yabancılaştıran nefse karşı durmadan gerçek bir duruş inşa edilemez.
Nefis, insana sürekli planlar kurdurur ama bu planları hayata geçirtmez. Vakti boş hayallerle, anlamsız tartışmalarla ve ertelemelerle tüketir. Kitapla, ilimle, tefekkürle arasına mesafe koyar. İşte bu yüzden ilk muhalefet, insanın kendi içindeki bu atalete karşı olmalıdır.
Çünkü nefsine söz geçiremeyenlerin, bozuk düzene karşı çıkışları çoğu zaman slogandan ibaret kalır. Zaten bu düzenin aradığı gençlik de tam olarak budur: İbadetten uzak, okumayan, araştırmayan, tembel ve silik bir profil.
Önce Şeytana Karşı Diren
Eğer bir direniş başlatacaksan, bu direnişi önce şeytana karşı başlat. Çünkü şeytan, insanı bir anda değil; yavaş yavaş düşürür. Küçük günahlarla başlar, tevbenin ertelenmesiyle devam eder. İnternetle, haram bakışlarla, flörtle ve nefsani alışkanlıklarla ruhu aşındırır.
Şeytanın en güçlü silahı umutsuzluktur. “Nasıl olsa olmaz”, “artık çok geç” düşüncesiyle insanı içten içe çürütmek ister. Oysa Allah’ın bizden istediği ilk direniş, nefse ve şeytana karşı verilen direniştir. Bu iki cephede kaybedenlerin, dışarıdaki bozuk düzene karşı ayakta durması mümkün değildir.
Zaten sistemin aradığı gençlik tipi de budur: Dertsiz, tasasız, yalnızca tüketen, eğlenen ve tevbesini sürekli erteleyen bir gençlik.
Önce Kötü Arkadaşlara İtiraz Et
Eğer bir şeye itiraz edeceksen, önce seni yoldan çıkaran çevrene itiraz et. Anne babaya değil; hedefi, ideali ve ahlaki ölçüsü olmayan arkadaş çevresine karşı tavır al. Çünkü insanın vaktini, ahlakını ve istikametini en hızlı tüketen şey, yanlış çevredir.
Seni namazdan, salih amellerden ve güzel ahlaktan uzaklaştıran; günahı, haramı ve gafleti sıradanlaştıran arkadaşlarla arana mesafe koy. Nasihat et, uyar, duruşunu netleştir. Ya senin inancından doğan ölçülere yaklaşsınlar ya da seni kendi ölçüsüzlükleriyle sürüklemesinler.
Kötü arkadaşlarla birlikte bu bozuk düzene itiraz etmek mümkün değildir. Çünkü sistemin en çok istediği şey, iyi niyetli ve adanmış gençlerin yanlış çevrelerde eriyip gitmesidir.
Önce Değerlerine Sahip Çık
Bir şeye sahip çıkacaksan, önce seni sen yapan değerlere sahip çık. İnsanları memnun etmek uğruna değerlerinden taviz verme. Sakalı keserek, tesettürü gevşeterek, mahremiyet sınırlarını ihlal ederek ya da İslami duruşu sulandırarak hiçbir kazanım elde edilemez.
Değerlerine düşman olanların diliyle konuşmak, sembollerini ve tarzlarını benimsemek seni güçlü kılmaz. Aksine seni yönsüz, silik ve kimliksiz hâle getirir. Bu düzenin arzuladığı muhalif gençlik tipi de budur: Kendi değerlerinden vazgeçmiş, söyleminde ve eyleminde İslami bir iz kalmamış bir profil.
Çünkü bozuk düzen, kendi muhalefetini bile kontrol etmek ister.
Önce Allah’ın Hakkını Teslim Et
Eğer bir zulme karşı çıkacaksan, önce Allah’ın hakkını teslim et. Namaz, Allah’ın emridir ve ertelenemez bir haktır. Ahlak, edep ve ölçü, kuldan beklenen temel sorumluluklardandır.
Ana-babaya hürmet, aileye sahip çıkmak, eşe nezaketle davranmak, sözünde durmak, gıybetten kaçınmak, borcu vaktinde ödemek, iftiradan uzak durmak ve yanlış kimden gelirse gelsin itiraz edebilmek de bu sorumlulukların bir parçasıdır.
Bu haklar yerine getirilmeden adalet adına yapılan her itiraz, havaya savrulan bir çığlıktan öteye geçmez. Zaten bozuk düzenin istediği de budur: Kendi eksiklerimizle yüzleşmeden, başkalarına bağırıp durmamız.
Gerçek muhalefet, insanın önce kendini ıslah etmesiyle başlar.
Yazan: Abdülaziz Kıranşal
