Giriş
Müslümanlık inanışının temeli sevgi, şefkat ve merhamettir.
Gayesi ise bütün insanların dünya ve âhiret saadetlerini temin etmektir.
Cenab-ı Allah sonsuz kemal ve kudret sahibi olarak yaratma sıfatının gereği olarak kendisini bilip tanıyacak en mükemmel varlık olan insanı yarattı. İnsana, diğer canlılarda olmayan nimetler bahşetti.
İnsan diğer canlılardan ve varlıklardan farklıdır. Bu fark Cenab-ı Allah tarafından yaratılışta kendisine verilen temel meziyetlerdir. İnsana verilen temyiz kabiliyeti olup Cenab-ı Allah’ın insanlara bir imtiyazı ve lütfudur.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan ilk kavramı “Milli Görüş” ile isimlendirdiği siyasi faaliyetin kurucusu ve lideridir. Siyasette yeni gibi görünen ancak kadim bir inancın, anlayışın ve medeniyetin müktesebatına sahip çıkan siyasi bir yolu açmıştır.
1 Haziran 1970’te yayınlanan “Milli Nizam Partisi (MNP)’nin kuruluş beyannamesi ve parti programı son derece önemli belgeler olarak deklare edilmiştir. Milli Görüş siyasetinin ruhunu açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Metinde geçen ilk kavramlar da partilerin isimleri olacak “Nizam, Selamet, Refah, Fazilet Saadet” tir.
MNP Programının giriş kısmı; “Partimiz, milletimizin fıtratında mevcut olan yüksek ahlak ve faziletin, kuvveden fiile çıkarılmasını, inkişafını ve cemiyetimize nizam, huzur, içtimai adalet ve vatandaşlarımıza saadet ve selamet getirmeyi gaye edinmiştir.
Partimiz, Milletimizin geçirdiği büyük tarihi tecrübeler ve kazandığı olgunluk sayesinde, milli ve manevi değerlerimize halel getirmeden demokratik hukuk nizamı içerisinde manevi ve maddi kalkınma hareketlerinin basiretli ve isabetli bir sentezini yapacağını ve bu suretle beşeriyete ışık tutacak, refah ve saadet getirecek, yeniden dünyaya örnek üstün bir medeniyet kuracağını kabul eder ve bu büyük gayeye erişmek için vatandaşlarımızı hizmete çağırır.”
İlginç olan sonraki yıllarda kurulan Milli Görüş partilerinin isimleri de kavram olarak bu metinde geçmektedir. Partilerin isimleri, siyaset dili ve üslubunda kullanılan ilk kavramlar Erbakan Hoca’nın “Bağımsızlar Hareketi”inde başlattığı mânâ ve üslûp… MNP Kuruluş Beyannamesi ve Parti Programı’ndaki ruh ve amaç değişmemiş, artarak devam etmiştir. MSP, RP, FP ve Saadet ile mütekâmil hale gelmiştir.
Erbakan Hocamızın partileri kapatıldı. Kendisine ve dava arkadaşlarına siyasi yasaklar getirildi. Tutuklandı, hapis cezası ile cezalandırıldı. Bütün bunların sebebi; ülkesine ve milletine hizmet etme çabası, emperyalizme ve siyonizme karşı dik durması ve onların planlarını deşifre etmesi, İslam Birliği’ni tesis etme girişimleridir… Asıl düşmanlıkları ise şunlardır: açtığı Milli Görüş siyaset çığırına ve ruhuna, kavramlarına, maddi ve manevi kalkınma hamlelerine, “Bana ne Amerika’dan!” diyerek emperyalizme karşı duruşuna, kendisinden sonra davaya sahip çıkacak olan şuurlu gençliğe…
Liderlerin çok yüksek vasıflı özellikleri vardır. Kavram üretirler, sistem kurarak yeni bir çığır açarlar, Söylediklerinin tamamı hamasetten uzaktır; gerçekleştirilmesi mümkün vaatler ve hedefler gösterirler ve çok kısa sürede de gerçekleştirirler. Çünkü cesurdurlar. Bu nedenle de kahraman olarak tarihe geçerler. Erbakan Hoca; Milli Görüş’ün partilerinin isimleri de dâhil olmak üzere siyasette hiç duyulmamış kavramlar üretti.
Partilerin, gazetenin ve diğer tüm “Milli Görüşçü Kuruluşlar (MİLKO)” olarak ifade edilen100’e yakın, dernek, vakıf, sendikaların adları da birer kavramdır. “Ekonomik ve Sosyal Araştırma Merkezi (ESAM)”, “Milli Gazete”, “Milli Gençlik Vakfı (MGV)” ilklerdir.
“Milli Görüş”, “Adil Düzen”, “İslam Birliği”, “Yaşanabilir Bir Türkiye”, “Maddi Kalkınma Hamlesi”, “Manevi Kalkınma Hamlesi”, “Yeniden Büyük Türkiye”, “Yeni Bir Dünya”, “D-8” ve yüzlerce kavram.
Milli Görüş Nedir?
Bütün insanlığın maneviyatçı olması, Hakk’ı üstün tutması, nefis terbiyesini esas alması, çalışması ve bunları anlatması ve tüm insanlığın saadeti için bütün gücüyle cihad etmek demektir.
Cihad; insanlığın saadeti için, Hakk’ın hâkimiyeti için bir ümmet halinde gereken gayreti göstermektir.
Milli Görüş’ün temeli, özü, kimyası, mayası, hamuru; maneviyatçı olmak ki böylece ahreti hesaba katmak, Hakk’ı üstün tutmak ve nefis terbiyesini esas almaktır. “Aldanmayacaksın, şeytan seni aldatamayacak. Nefis terbiyesi bu! Hepiniz nefsin mertebelerini bilirsiniz. Nefis insanları daima şaşkınlığa götürür. Hakkı üstün tutacaksın.”[1]
Allah bu inançta olan insana Milli Görüş’ün fiziği olan 3 tane meziyet verir: Hayrı anlayabilmek için “hidayet”, hayra giden yolu bulabilmek için “feraset” ve hayra hizmet etmek için de “dirayet”tir.
Milli Görüş’ün de temeli maneviyatçı olacaksın, ahirete inanacaksın, ahireti üstün tutacaksın, bunun için de nefsini terbiye edeceksin.
Adil Düzen Nedir?
Temel esasları itibariyle asırlar boyu, hâkim olduğu devirlerin gereklerine uygun olarak tatbik edilmiş bir düzendir. Kâmil ve tam bir düzendir.
Adil Düzen’e göre insan fıtratı gereği 4 ana unsur üzerinden hak sahibidir. Bunlar; din ve ahlak, ilim, ekonomi, siyaset ve siyasete bağlı olarak da yönetim ve hukuktur. Hak paylaşımları bu dört ana unsur üzerinden yapılır. Bu haklar karşısında herkes eşittir.
“Milli Görüş” siyasi bir hareket olmakla Milli Görüş partileri bu dört prensibin hakkaniyete uygun düzenlemelerin yapılması için gayret sarf etmiştir.
“Adil Dinî-Ahlakî Düzen”de “Önce ahlak ve maneviyat” prensibi vardır. Kişinin din ve inanç hürriyetine müdahale edilemez. Laikliği yanlış uygulayarak dini değerleri ve uygulamaları yasaklamaya kalkışanlara Erbakan Hocamız laikliğin değiştirilmiş yanlış uygulamalarına karşı doğru tanımını yapmıştır: “Laiklik; demek herkes inancında hür olacak, kimse kendi inancını başkasına baskı yaparak tatbik ettirmeyecek demektir. Laiklik din hürriyetinin teminatıdır.”
“Manevi Kalkınma Hamlesi” ile yapılan düzenlemelerle sosyal hayatta ve eğitimde hakkaniyetin tesis edilmesinde önemli adımlar atılmıştır.
Bu hamle bağlamında “Adil İlmî Düzen”in de alt yapısında önemli düzenlemeler yapılmıştır.
“Adil Siyasî Düzen” fikirlerin önüne engel konulması ve partilerin kapatılmasını engellemek için hem siyasette hem de mahkeme süreçlerinde mücadeleler ortaya konmuştur. Erbakan Hoca’ya ve arkadaşlarına siyasi yasak konmuştur. MNP, MSP, RP, FP’nin kapatılmaları Milli Görüş bünyesindeki dernek ve vakıfları kapatılmış aynı şekilde yöneticileri yargılanmıştır.
“Adil Ekonomik Düzen” ile “Maddi Kalkınma Hamlesi” ana başlığı “Ağır Sanayi Hamlesi” yapılmıştır. Temellerinin atılması ve kendi milli sanayimiz özellikle de savunma sanayileri kurulmuş, üretime başlamıştır. Özelleştirmelere rağmen başta TÜMOSAN, TAKSAN, TEMSAN, TUSAŞ … ve benzeri sanayiler yerli üretimler yapmaya devam etmektedir.
Milli Görüş’ün 7 Temel Kavramı
Seçili 7 kavram Erbakan Hoca’nın başlattığı hareketin tohumudur. Diğer bütün kavramlar kendisinden doğmuştur
Milli Görüş’ün gayesi; insanın fıtratındaki temyiz dediğimiz ayırt etme kabiliyetini iyiye kullanarak insanlığın hayrına olacak neticeler ortaya koymak ve insanlığın saadeti ve selametini temin etmektir. Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan; Cenab-ı Allah’ın fıtraten sadece insana bahşettiği bu temel kavramların tariflerini yapmış, ayırt etmiş ve toplumsal neticelerini de ortaya koymuştur: “Maddi ve Manevi Kalkınma Hamleleri” ile önce “Yeniden Büyük Türkiye”yi kurmaktır. Dünyaya saadet getiren kadim medeniyetimizin yeniden inşası ile önce “İslam Birliği”ni kurmak suretiyle “Yeni Bir Dünya” hedefine ulaşarak “Saadet Dünyası” kurmaktır.
7 Kavram
| İnsanın Doğuştan Fıtratı | Temyiz (ayırt etme) Kabiliyeti | Toplumsal Neticeleri |
| 1. Eserden müessire intikal | Kâinat | Esma-i Hüsna |
| 2. Düşünce ve muhakeme | Doğru- Yanlış | İlim |
| 3. His ve sezgi | İyi, güzel – Kötü, çirkin | Din, ahlak |
| 4. İstek ve irade | Faydalı- Zararlı | İktisat (ekonomi) |
| 5. Ünsiyet (yakınlık) | Adalet- Zulüm | Siyaset, İdare ve Hukuk |
| 6. İrade-i Cüz’iye | Akıl ve iman | Eşref-i Mahlukat |
| 7. İslam | Bütün insanların saadeti | İmtihan |
Cenab-ı Allah sonsuz kemal ve kudret sahibidir. Yaratma sıfatının gereği olarak kendisini bilip tanıyacak olan insanı yarattı ve ona diğer canlılarda olmayan nimetler verdi. Bu nimetler insanı diğer canlılardan ve varlıklardan farklı kılan, temel meziyetlerdir. Bunlar insanın temyiz yani ayırt etme kabiliyeti olup Cenab-ı Allah’ın insanlara bir imtiyazı ve lütfudur.
Cenab-ı Allah’ın sadece insana bahşettiği bu meziyetler ve muhteşem özellikleri süratle ve isabetli olarak kullanabilen insana “akıllı” denir. “Akıllı kişi kabiliyetleri süratle ve isabetle kullanandır. Sebepten neticeye gider, akılsız ise neticeye sebep uydurur.
“Akıl bir işin sonunu düşünmektir.” Akıl; Ehlinin elinde işe yarar. Ehil olmanın şartı ise iyi ve doğru inançlara sahip olmaktır. İnsanı ‘eşref-i mahlûkat’ yapan bu 7 meziyettir. Allah’ın doğuştan fıtrat olarak lutfettiği temel meziyetler sadece insana özel bir değer katar: Temyiz.
Temyiz ayırt etme kabiliyetidir. İnsanın bu kabiliyetinden dolayı dünyayı ve kainatı merak eder., düşünür; neticede ilimler, keşifler ve dünyaya yansıyan milyonlarca neticeler ortaya çıkar.
1. Eserden müessire intikal
Rabbimiz önümüze bu kâinat koymuş “Benim bu eserime bakın, beni tanıyın, size bu kabiliyeti onun için veriyorum.” buyurmuştur. Bu nedenle insanların bir esere bakarak bu eserin sahibi hakkında fikir edinir ve Rabbi’ni tanır.
Rabbimizi “Esma-i Hüsna” ile tanırız.
El-Azîm ismiyle “Ya Rabbi! Sen sonsuz büyüksün. Çünkü eserin sonsuz büyük. Eserine bakıyorum, senin hakkında bilgi sahibi oluyorum. Sen her şeye kadirsin, ‘Ol!’ dersin olur.”
2. “Düşünce ve muhakeme” kabiliyeti ile “doğru ile yanlış”ı ayırt etmenin toplumsal neticesi “İlim”dir.
İnsanın ilmi vardır, doğru ilimle insanlık kalkınır. İlim, bize doğruyu-yanlışı öğreti.
İlim, bir şeyin doğrusunu, beş dörtten büyük olduğunu gösterir. Eğer o beş kazanç haramsa dört kazanç helalse, işte din ve ahlak da gelir o dört helal kazancın beş haram kazançtan üstün olduğunu insana öğretir.
Sadece akla dayanarak, ilme dayanarak saadet bulunabileceğine zannedenler, temelde yanılgı içindedirler. Din fıtrîdir ve zaruridir, saadetin kaçınılmaz bir parçasıdır. Müslümanlık dininde ilim dinin bir parçasıdır.
3. “His ve sezgi” kabiliyeti ile insan “iyi ile kötü, güzel ile çirkin”i ayırt ettiği için “Din ve Ahlak” toplumsal neticedir.
Hayvanda bu özellik yoktur. Erbakan Hoca’nın bununla ilgili ilginç bir örneği vardır: “Şu kediyi görüyor musunuz, çok sofudur, sabaha kadar tesbih çekti. Olmaz öyle şey; kedinin dini olmaz, güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü ayıramaz.”
4. “İstek ve irade” kabiliyeti ile “faydalı ile zararlı”yı ayırt etmenin neticesi “Ekonomi” dir. İnsanın faydalı ve zararlı olanı ayırt etme yani temyiz kabiliyeti nedeniyle ekonomi vardır. “Siz kedilerin bir mama fabrikası kurduklarını gördünüz mü?”
5. İnsan “ünsiyet” kabiliyeti ile “adalet ile zulm”ü ayırt eder. Toplumda “Hukuk, Siyaset ve Yönetim”in doğması bunun neticesidir.
Ünsiyet; Allah’la yakınlık kurmak, O’na güvenmek, O’nunla sükûnete ermek ve sadece O’ndan yardım ummaktır. Bu durumdaki birinin herkese karşı; adaleti sağlamak, hakkaniyete uygun bir anlayışın içinde olmak, yöneticiliğinde ise herkese adil davranmaktır.
6. İrade-i Cüzi’ye
Melekler, Cenab-ı Allah ne emrederse onu yaparlar. Cenab-ı Hak insanı serbest bırakmıştır. Çünkü insan yaratılmışların en mükemmelidir.
“Rabbimiz ‘Bak kulum, ben sana doğruyu yanlışı ayırma kabiliyeti verdim. Şu hayır, şu şer. Şimdi seni serbest bırakıyorum. İstersen hayra hizmet et iyi insan ol, benim rızamı kazan, mükâfatını gör. İstersen şerre hizmet et, cezanı çek.’ demiş. Cenab-ı Hak, insanları şereflendirmek için. ‘Kulum kendi iradesi ile hayrı seçti, sevap alarak mükâfat almaya layık oldu.’der.”
7. İslam
Cenab-ı Allah, saadet yolunu bulması için “İslam nimeti”ni gönderdi.
İnsanı “eşref-i mahlûkat” olarak bütün mahlûkata üstün kıldı. Adem (as) ile başlayan bu dünya bir imtihan yeridir.
“İnsanların hayırlısı insanlara faydası dokunandır” Bütün n insanların iyiliğini, dünyada ve ahirette de mesut olmalarını istemek, bu yolda elinden gelen gayretle çalışmaktır.
Allah, dünyayı Hak-batıl mücadelesi üzerine yaratmıştır. Cihad ise Hak ve batıl arasında süren mücadeledir, Hakk’ın hâkimiyeti için yapılan gayrettir. Hak ise“Şarta bağlı olmaksızın her şart altında doğru olan şey”dir.
