Ali Şahin – UGSAM Araştırmacısı
ABD’nin İran’a yönelik tek taraflı yaptırımlarını yeniden devreye sokmasının ardından Avrupa Birliği, zor bir denklemle karşı karşıya kaldı: Hem ABD ile ilişkilerini korumak hem de İran’ı nükleer anlaşmanın gereklerine bağlı tutmak. Bu ikilemden doğan çözüm INSTEX oldu. Peki bu mekanizma gerçekten işe yarıyor mu? İran’ın kronik ekonomik sorunlarına yanıt üretebilir mi?
KOEP Anlaşması ve Bozulan Denge
2016 yılında yürürlüğe giren Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP), İran ile ABD başta olmak üzere 5+1 ülkeleri arasında imzalanan tarihi bir nükleer anlaşmaydı. İran, nükleer faaliyetlerini sınırlandırma karşılığında uluslararası yaptırımlardan kurtulacak ve dünya ekonomisine entegre olacaktı.
Ancak beklentiler gerçekleşmedi. İran, öngörülen ekonomik kazanımları tam anlamıyla elde edemedi. Üstelik 2016 ABD başkanlık seçimlerinde İran karşıtı söylemiyle öne çıkan Donald Trump’ın seçilmesi, süreci daha da girift bir hale getirdi.
Trump’ın KOEP’ten Çekilmesi ve Ambargo
Mayıs 2018’de Trump yönetimi, KOEP’ten tek taraflı olarak çekildi ve İran’a kapsamlı bir ambargo uygulanması çağrısında bulundu. Bu karar, İran’ın anlaşma çerçevesinde beklediği ekonomik büyüme hedeflerini yerle bir etti. İran para birimi değer kaybetti, dolar yükseldi, büyük uluslararası firmalar İran pazarından çekildi ve ülke içinde protestolar büyüdü.
Bu süreçte Avrupa Birliği ülkelerinin tutumu kritik bir soru işaretine dönüştü.
AB’nin İkilemi: ABD’ye Karşı Çıkmak mı, İran’ı Desteklemek mi?
Avrupa Birliği, ABD’nin bu tutumunu yanlış buldu. Gerekçe yalnızca hukuki değil; stratejikti. İran’ın nükleer anlaşmanın gereklerini yerine getirdiği değerlendiriliyordu. Üstelik İran’ın nükleer faaliyetlerine yeniden başlaması, bölge güvenliğini doğrudan tehdit edecekti.
Bununla birlikte AB, ABD’yi tamamen karşısına alamıyordu. Bu kırılgan denge içinde İran’la ticareti sürdürebilmek için alternatif bir finansal mekanizma arayışına girdi. Başlangıçta “Özel Amaçlı Araç” anlamına gelen SPV (Special Purpose Vehicle) adıyla duyurulan bu girişim, uzun bir hazırlık sürecinin ardından somut bir yapıya kavuştu.
INSTEX Nedir?
31 Ocak 2019’da Bükreş’te AB ülkeleri dışişleri bakanlarının katılımıyla yapılan toplantının ardından resmi olarak duyurulan INSTEX; Ticareti Destekleme Enstrümanı (Instrument in Support of Trade Exchanges) ifadesinin kısaltmasıdır.
Merkezi Paris’te kurulan yapının yönetimine Alman Per Fischer getirildi. İngiltere ise mekanizmanın danışma kısmında yer aldı. INSTEX, özünde ABD doları kullanmaksızın İran ile AB şirketleri arasında finansal aracılık hizmeti sunan bir takas mekanizmasıdır.
INSTEX Kapsamında Hangi Ürünler Yer Alıyor?
INSTEX’in faaliyet alanı başlangıçta oldukça sınırlı tutuldu. Kapsama alınan ürün grupları şunlardır:
- Gıda maddeleri
- İlaç ve tıbbi malzeme
Petrokimya ürünleri ise INSTEX kapsamı dışında bırakıldı. Ancak ilerleyen süreçte ihracat ürün yelpazesinin genişletilebileceği de belirtildi. Bu genişlemenin gerçekleşmesi büyük ölçüde İran’ın AB ülkeleriyle ilişkilerini olumlu seyirde tutmasına bağlıydı.
INSTEX Ne Kadar Etkili Olabilir?
INSTEX’in teknik ve ekonomik kapasitesi değerlendirildiğinde tablonun oldukça sınırlı kaldığı görülmektedir. Mekanizma, SWIFT gibi küresel ölçekli bir finansal sistemi ikame etmekten uzaktır. Bu gerçek göz önünde bulundurulduğunda INSTEX’in ekonomik bir adımdan çok siyasi bir jest niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır.
Psikolojik Etki ve Sembolik Değer
Bununla birlikte INSTEX’in önemsiz olduğunu söylemek de mümkün değildir. Mekanizmanın salt kurulumu dahi İran ekonomisi açısından önemli bir psikolojik etki yaratmıştır. AB’nin İran’ı tümüyle yalnız bırakmayacağı mesajını vermesi, zor bir dönemde Tahran yönetimi için sembolik ama anlamlı bir sinyal olmuştur.
Öte yandan INSTEX’in sağlıklı biçimde işleyip işleyemeyeceği başlı başına tartışmalı bir konudur. Mekanizmanın ABD baskısına ne ölçüde direnebileceği, ilerleyen süreçte kapsamının gerçekten genişletilip genişletilmeyeceği ve İran’ın kronik ekonomik sorunlarını hafifletmeye ne kadar katkı sunacağı hâlâ belirsizliğini korumaktadır.
SPV Sürecinin Gecikmesi ve İran’ın Sabrının Sınırları
INSTEX’in hayata geçirilme süreci hiç de pürüzsüz ilerlemedi. SPV adıyla duyurulan bu mekanizmanın hazırlanmasındaki uzun gecikme, İran hükümetinin sabrını ciddi biçimde zorladı.
Bu süreçte ABD yaptırımları ağırlaşmaya devam etti. İran’da halk sokağa döküldü; hükümet ise Avrupa’ya açık bir mesaj verdi: Beklentiler karşılanmazsa nükleer faaliyetler yeniden başlayacaktır. Bu tehdit, AB’yi hem aceleci hem de temkinli bir tutum sergilemeye itti. Sonuç olarak sınırlı da olsa bir mekanizmanın hayata geçirilmesi, bu baskının dolaylı bir ürünüdür.
Çözüm mü, Geçici Bir Nefes mi?
Ali Şahin’in analizinin özü şu soruya dayanmaktadır: INSTEX İran için gerçek bir çözüm müdür? Yanıt hem evet hem hayırdır.
INSTEX, İran ekonomisinin yaptırımlar karşısında yaşadığı tüm sorunları çözmek için tasarlanmamıştır. Petrokimya gibi kritik sektörleri kapsam dışında bırakan, yalnızca insani nitelikli ürünlere odaklanan ve SWIFT’in küresel gücünden yoksun bu mekanizma; ambargonun yarattığı ekonomik tahribatı gidermekten uzaktır.
Bununla birlikte INSTEX, diplomatik ve psikolojik açıdan küçümsenmeyecek bir adımdır. AB’nin İran’la köprüleri tamamen yakmadığının somut bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Mekanizmanın ne denli başarılı olacağını ise yalnızca zaman gösterecektir.
